SSN-571 Nautilus
Sevgili Dostlar,
Yelkenle hiç ilgisi yok ama denizlerle ve denizcilik
gücü ile çok var :
Dün
3 Ağustos 2004 idi, 46 yıl önce
dün, çocukluğumun en önemli olaylarından
biri gerçekleşmişti, 3 Ağustos 1958
de ilk Amerikan, hatta dünyanın ilk
nükleer güdümlü denizatlısı USS
Nautilus (SSN 571) Kuzey Kutbunun altından
geçerek bir büyük yolculuğun doruk
noktasını geçmişti, bu yolculukta
neredeyse bir dünya turu atmıştı.
Yine İnternetten aldığım bazı tarihi
bilgileri paylaşmak isterim :
Albay Hyman G. Rickover başkanlığındaki
Bahriye Atom Enerjisi Komisyonu’nun
Reaktörler grubu’na bağlı bir grup
bilim adamı ve mühendisin başarılı
çalışmalarıyla gerçekleşen
Nükleer Güdüm Ünitesi’nin başarılı geliştirilmesi
NAUTİLUS’un yapımını olası kılmıştır.
1951 Temmuzunda Kongre dünyanın ilk nükleer
güçlü denizaltı gemisinin
yapımına onay verdi. Yine aynı yılın
12 Aralığında Donanma Bakanlığı,
geminin filoda NAUTİLUS adını taşıyacak
altıncı gemi olacağını duyurdu.
Omurgası kızağa Başkan Harry S. Truman
tarafından, 14 Haziran 1952 günü,
Connecticut Eyaletinin Groton kentinde, Electric Boat Tersanesinde,
kondu.
Hemen hemen 18 ay süren inşaat döneminden
sonra Nautilus 21 Ocak 1954’te
Başkan Eisenhower’in (İkinci Dünya
Savaşının ünlü Müttefik Başkomutanı İKE)
eşi First Lady Mamie Eisenhower’in pruvasında
geleneksel şampanya şişesini
kırmasından sonra kızağından Groton’un
Thames nehrinin soğuk sularına kaydı.
8 ay sonra da, 30 Eylül 1954 te Amerikan Deniz Kuvvetlerinin
hizmete sokulan
ilk nükleer güçlü gemisi oldu.
17 Ocak 1955 sabahı Doğu saati ile 11:00 de,
Nautilus’un ilk komutanı Yarbay
Eugene P. Wilkinson “Bütün halatlar fora
!” komutunu verdi ve ardından şu
tarihi mesajı geçti : “Nükleer güçle
seyir halindeyiz !” İleriki yıllarda
Nautilus tüm dalmış sürat ve mesafe
rekorlarını altüst etti.
Gemiye ikinci kez bir komutan atanmıştı :
Yarbay William R. Anderson. 23
Temmuz 1958 günü Nautilus Hawai’nin Pearl Harbor limanından, “Güneş Işığı”
isimli harekatı yöneten, çok gizli emirlerle kalktı. Hedefi
ilk kez bir
geminin Kuzey Kutbu’ndan geçmesiydi. 3 Ağustos 1958 günü saat
11:15 te
Komutan Anderson mürettebatına şu anonsu
yaptı : “Dünya için, Ülkemiz
için,
Deniz Kuvvetlerimiz için : Kuzey Kutbundayız !” Nautilus
116 kişilik
mürettebatıyla inanılmazı gerçekleştirmiş,
coğrafik Kuzey Kutbuna, yani 90
derece Kuzey Enlemine varmıştı.
Commander William R. Anderson in the Attack Center after
the historic
voyage under the North Pole. A chart of NAUTILUS' passage
is on the bulkhead
behind CDR Anderson.
Mayıs 1959 da, Nautilus Maine Eyaletinin Kittery
kentindeki Portsmouth
Bahriye Tersanesine ilk komple bakım (overhaul) için
giriyordu. Bu bir
nükleer güçlü geminin ilk defa bakım
görmesiydi, ve yeni yakıt çubukları
konuyordu.
Ağustos 1960 daki bakımı bittikten sonra
Nautilus bir tazeleme eğitimi için
denize çıktı, bundan sonra da Akdenize
giderek Amerikan Altıncı Filosunun
ilk nükleer denizatlısı oldu.
Sonraki altı yılda Nautilus çeşitli
filo tatbikatlarına katıldı ve 200.000
den fazla deniz mili yaptı. 1966 İlkbaharında
300.000 seyir milini
tamamlayınca yeniden rekor kayıtlarına girdi.
Sonraki oniki yılda ise, öncülüğünü yapmış olduğu
modern nükleer
denizaltılarla beraber hizmet gördüğü gibi, çeşitli
geliştirme amaçlı test
programlarında yer aldı.
1979 İlkbaharında, son kez Connecticut Eyaletindeki
Groton’dan denize açıldı.
Seyirde olduğu son gün 26 Mayıs 1979 oldu. O gün Mare Adasındaki
Vallejo
Deniz Kuvvetleri Tersanesine vardı. 25 hizmet yılını ve hemen
hemen
beşyüzbin deniz milini kapsayan bir görev yaşamından
sonra 3 Mart 1980 de
hizmetten alındı.
Nükleer gücün pratik kullanımı konusundaki öncü rolünü kabul
eden İçişleri
Bakanlığı, 20 Mayıs 1982 de gemiyi bir “Ulusal Tarih
Dönemeci” olarak kabul etti. Mare Adası Deniz Kuvvetleri Tersanesinde
yoğun bir “tarihi gemi” düzenlemesi geçirdikten
sonra, 6 Temmuz 1985 te vardığı Groton, Connecticut’a yedeklenerek
getirildi.
11
Nisan 1986 da, denizatlıların doğum
gününden 86 yıl sonra, Denizaltı Gücü
müzesine katılan tarihi gemi Nautilus, türünün ilk ve
en detaylı örneği
olarak kamuya açıldı. Halen Dünün ve Yarının
denizatlıları arasındaki geçişi
temsil eden mükemmel bir bakla olarak görevini sürdürüyor.
Bu
tarihsel dönemecin aslında çok büyük önemi
vardır. 1800 lerin sonunda
Amerikan Deniz Akademisine Komutan atanan Amiral Mahan’ın
ilk kez esaslarını
belirleyerek kamuya sunduğu ve son günlerde biz
de üzerinde çok durulan “Deniz
Gücü” kavramı ve stratejisinin
Dünya denizlerine yayılmasını,
gizlilik, süreklilik ve güç olarak çok
arttıran modern denizatlıların ilk
adımıdır.
Zaten denizaltı kavramı, Amerikan Bahriyesiyle çok
yakından ilişkilidir.
Başka ülkelerin kaydettiği büyük gelişmeler de
vardır. Bunların arasında Fransızlar’ın geliştirdiği çifte
tahrik gücü ; Almanlar’ın geliştirdiği güvenilir
diesel motorları, şnorkel, alkol ve türbin motorları, önemli
taktikler ; Japonlar’ın geliştirdiği büyük boyutlu
denizaltı gemileri, denizaltıların başka hava ve deniz araçları taşıma
ve bırakması gibi unsurlar vardır. Bunların dışında,
denizatlılardaki ilklerin çoğu ve gelişmiş emniyet
koşulları Amerikalılar tarafından gerçekleştirilmiştir.
Bu koşullar o kadar iyi olmuştur ki, ikinci dünya
savaşında yaklaşık 16.000 denizaltıcıdan sadece
52 gemi, 375 subay ve 3.131
mürettebat kaybedilmiştir. Buna karşılık düşman
gemilerinin % 55ine tekabül
eden 5,3 Milyon ton tutarında 1.314 gemi denizatlılarca tahrip edilmiştir.
Denizaltı konusuyla resmi olarak 1888 de ilgilenen
ve “Plunger” isimli
gemiyi yaptırıp deneyen Amerikan Deniz Kuvvetleri,
John Holland tarafından
yapılan “Holland VI” gemisini 11 Nisan
1900 de satın almıştır. 64 tonluk bu
gemi, donanmanın ilk denizatlısı olarak,
SS-1 borda numarasıyla 12 Ekim 1900
de hizmete alınmıştır.
Böylece Büyük İskender ile Milattan Önce
Denizlerin altına da hakim olmak
düşü, pratik ve savaş değeri olan
bir şekle girmiştir. Daha önce
gerçekleştirilmiş olan ve çizgi
romanlara bile (Teksas dergisi) giren, David
Bushnell tarafında 1776 da, İngiliz Donanmasına
hücum için yapılan el
güdümlü “Turtle” ve yine el
güdümüyle Amerikan İç Savaşında,
17 Şubat 1864
gecesi Charlestown açıklarında dünyanın
ilk torpil hücumunu yapıp kendi de
sonradan bilinmeyen şekilde batan Güney Devletlerinin
CSS Hunley’i, artık
pratik bir şekil almış, su üstünde
patlarlı motor ile, su altında elektrik
motoruyla götürülen çağdaş şekle
kavuşmuştu. Aradan geçen yıllar,
esas
konseptleri aynen korumuş ama yeni ve sürekli
bir güç sağlamıştı. Artık
gelecek onlarındı.
“Denizlere hakim olan Dünyaya da hakim olur
!” deyişi pratik ve öldürücü bir
gerçeklik kazanmıştı.
Büyük önderimizin bir vasiyetini hatırlatmakta
yarar görüyorum. 1937
yılında, Türkiye Büyük Millet
Meclisi’ni açarken, konuşmasında şu
cümlelere
de yer veriyordu :“Üç tarafı denizlerle çevrili
olan Türkiye ; endüstrisi,
ticareti ve sporu ile, en ileri denizci millet yetiştirmek
kabiliyetindedir.
Bu kabiliyetten istifade etmeyi bilmeliyiz. Denizciliği
Türk’ün büyük milli
ülküsü olarak düşünmeli ve
onu az zamanda başarmalıyız."
Bu sözü, umarım bazı yöneticiler
(bir şeyler yapmaya çalışanlar, Deniz
Kuvvetlerimiz mensupları ve ayrılanları ile
amatör çoğunluk hariç) altın
harflerle büyütür ve karşılarına
(arkalarına değil !) asarlar ve sık sık
ta
okurlar.
Herkese saygılarımla,
Ahmet Serim
|